Ücretsiz Online Ziyaretci Sayaci
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


VELİ BEYSÜLEN

facebook-paylas
PEMBE TABLOLAR GERÇEKLERİ YANSITMIYOR!
Tarih: 12-09-2021 07:27:00 Güncelleme: 12-09-2021 07:27:00


Türkiye’de 13 milyonu aşkın sayısı ile büyük bir kitle olan emekliler, günlük hayatlarında birçok sorunla boğuşarak yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyorlar. Önemli bir kısmı, açlık sınırı altındaki maaşı ile sefalet içinde yaşamını sürdürmeye çalışan emeklilerin bu durumu, zaman zaman Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile emekli maaşlarını ödeyen Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) verilerinin satır aralarına gizlenmiş şekilde yansımaktadır. Başta Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi DİSK-AR olmak üzere, bağımsız kuruluşlar ile istatistik bilimini okuyan araştırmacılar, TÜİK ile SGK’nin saklayamadıkları gerçekleri ihtiva eden verilerinden yola çıkarak, emeklilerin mağduriyetini ortaya koyan raporlar hazırlayıp kamuoyuyla paylaşmaktadırlar. Şüphesiz bu raporlar, Türkiye’nin en büyük toplumsal gruplarından biri olan emeklilerin mağduriyetine dair önemli ipuçları vermektedir.
Emeklilerin yaşadıkları ekonomik ve sosyal sorunların temel nedeni, 1980’lerden beri uygulanan neoliberal ekonomik programın en tavizsiz uygulayıcısı AKP iktidarının, sosyal güvenlik alanında yaptığı kanun düzenlemeleri ile Türkiye Cumhuriyeti devletini sosyal devlet olma özelliğinden hızla koparmış olmasıdır. Halbuki sosyal devlet, devletin diğer temel nitelikleri ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ikinci maddesi ile teminat altına alınmıştır. Gerçi başımızda, sadece bu maddeyi değil yurttaşların hak ve özgürlüklerinin düzenlendiği birçok anayasa maddesini tanımayan ve uygulamayan bir iktidar var. Ne yazık ki bu iktidar, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen bu maddede yer alan devletin temel nitelikleri, demokrasi, laiklik ve sosyal bir hukuk devleti olma niteliklerinin tamamını ortadan kaldırmış bulunuyor.
Bu nedenle, anayasanın bu amir hükmüne rağmen çıkardığı kanunlarla sosyal devleti, dolaysıyla onun uygulama aracı olan sosyal güvenlik sistemini yok olma noktasına getirdi. Tüm bunlara karşın, iktidarın başında bulunan partili Cumhurbaşkanı ile partisinin diğer sözcüleri zaman zaman yaptıkları açıklamalarla emeklileri enflasyona ezdirmediklerini, emeklilerin kendi dönemlerinde hayatlarının en parlak yıllarını yaşadıklarını söylemek suretiyle gerçekleri ters yüz etmeye devam ediyorlar. Halbuki gerek yukarıda belirttiğim raporlar, gerekse milyonlarca emeklinin günlük hayatta yaşadıkları, onların söylediklerinin aksine emeklilerin sefalet içinde yaşadıklarını ortaya koymaktadır.
Nitekim bir süre önce partili Cumhurbaşkanı, “Salgın döneminde aldığımız tedbirler kapsamında en düşük emekli maaşını 1.500 liraya çıkartarak hiçbir vatandaşımızın mağdur durumuna düşmemesini sağladık.” dedi. İlginç değil mi? Cumhurbaşkanı 1.500 lira çok büyük bir paraymış gibi, kimseyi mağdur etmediklerini söylüyor. Cumhurbaşkanı o zaman ki konuşmasına şöyle devam etmişti: “Biz göreve geldiğimizde, emekli maaşlarının, kardeşlerim buraya dikkat edin, ama unutmayın ha, kaçtan başlıyordu biliyor musunuz? 66 liradan başladığını hatırlatmak isterim. Emekli maaşları 66 lira idi.” O zaman konuşmayı özellikle dinlemiştim. Cumhurbaşkanı önce, "emekli maaşı 66 liradan başlıyordu" diyerek en düşük emekli maaşının 66 lira olduğunu söylerken, sonra üstüne basa basa "emekli maaşı 66 lira idi" demişti. Tabii bu iki cümle arasında anlam olarak önemli bir fark var. Zira “66 lirayla başlıyordu” demek emekli maaşının alt sınırını belirtmek, “66 lira idi” demek ise esas emekli maaşının 66 lira olduğunu söylemektir. Tabii Cumhurbaşkanı'nın söylediği 66 lira, 2002 yılında Türkiye’de parçalı sosyal güvenlik sisteminden maaş alan 5 ayrı sigortalı grubunun içinden BAĞ-KUR tarım emeklisi grubunun en alt maaşıydı. Elbette yıllar içinde yapılan zamlarla, maaş rakamları o güne göre çok yukarıda. Ancak bir gerçek var ki, o da sadece bu emekli grubunun değil, tüm emekli maaşlarının reel alım gücünün, AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılındaki emekli maaşlarının çok çok gerisinde olduğudur. Kuşkusuz bunu çeşitli mal ve hizmetlerin fiyatları üzerinden yapılacak karşılaştırmalarla, o gün alınabilen ile bugün alınabileni tespit etmek suretiyle ortaya koymak mümkündür.
Türkiye’de emeklilerinin mağduriyetini ortaya koyan, sadece yukarıda bahsettiğim iç raporlar değil. Uluslararası kuruluşlar ile araştırma şirketlerinin zaman zaman yayınladıkları raporlardaki ülkeler sıralamasında da Türkiye alt sıralarda yer almaktadır. Nitekim, Avustralya merkezli küresel insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması Melbourne Mercer’i ile Avrupa Birliği İstatistik Ofisi Eurostat’ın daha öncel yayınladıkları raporlarda Türkiye alt sıralarda yer almıştı. Melbourne Mercer’in emeklilik endeksi 2020 raporuna göre; Türkiye dünya toplam nüfusunun %67’sini bünyesinde barındıran 39 ülke arasında 100 üzerinden 42,7 puanla sondan üçüncü, yani 37. olurken, Türkiye’nin altında ise, 42,5 puanlı Meksika ile 40.8 puanlı Tayland yer almışlardı.
Son olarak, sosyal güvenlikle ilgili çalışmalar yapan ve bu hakkın insanların tamamını kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması için uluslararası standartlar belirleyip sözleşmeler hazırlayan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı'nın, (ISSA) 1 Eylül 2021 tarihinde yayınladıkları rapor gerçekleri bir kez daha gözler önüne serdi.
Bilindiği gibi ILO, üye her ülkeden devlet, işveren ve işçi tarafının yer aldığı bir kurum olarak, dünya genelinde çalışma hayatının düzenlenmesi konusunda çalışmalar yapan, çalışma hayatına dair sözleşmeler hazırlayan ve bunları uygulamaya koyan evrensel bir kurumdur. ILO bu özelliğinden dolayı, ülkeleri izlemekte ve her ülkenin çalışma hayatına ilişkin taraflardan aldığı raporları değerlendirerek kendisi de raporlar hazırlamaktadır. Her yıl konferans toplayan ve dünya genelinde çalışma yaşamını masaya yatıran ILO, yıl içinde hazırladığı raporlar ile önerileri konferansa sunarak kararlar alınmasını sağlamaktadır.
Bu yıl ILO ile ISSA, ülkelerden aldıkları raporlar üzerinde yaptıkları çalışma sonucu, sosyal güvenliğin dünya çapındaki durumu hakkında bir rapor hazırladılar. 1 Eylül 2021 tarihinde yayınlanan rapora göre, dünya genelinde 4.1 milyar insan yani dünya nüfusunun yarıdan fazlası sosyal güvenlikten mahrumdur. Doğrusu bu çok vahim bir durumdur. Özellikle karşı karşıya olunan salgın dikkate alındığında, dünya nüfusunun önemli bir kısmının sağlık güvencesinden yoksunluğu, insan sağlığı bakımından ciddi bir tehdittir. Kuşkusuz bu konu, raporun ortaya koyduğu diğer birçok parametre ile birlikte ele alınması ve sonuçlar çıkarılması gereken önemli bir konudur.
Ben burada raporun emeklilerle ilgili bölümünden çarpıcı rakamlarla Türkiye emeklilerinin mağduriyetlerine bir kez daha dikkat çekmek istiyorum. Nitekim sosyal güvence çatısı altında olanların bile fakirlik tehlikesi ile karşı karşıya olduklarının belirtildiği raporda, seçilmiş ülke emeklilerinin kendi ülkelerinin yoksulluk sınırına bakılarak aldıkları maaşlara göre sıralanmasında; Türkiye en fakir emeklinin olduğu ülkelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Örnek olarak, Uganda’da ortalama emekli maaşı ülkenin yoksulluk sınırının yüzde 43.5’ine karşılık gelirken, Mozambik’te bu oran yüzde 32.7. Türkiye’de ise 21.7. Bu oran Mısır'da yüzde 91.2, Endonezya'da yüzde 56.1, Azerbaycan'da yüzde 46.6. Raporda ayrıca bazı ülkelerde sosyal güvenlik desteklerinin, olması gereken minimum standartların altında olduğu, bu nedenle birçok ülkede emekli aylıklarının ülkenin yoksulluk sınırının yüzde 50'sinin bile altında kaldığı belirtilmektedir. Dolayısıyla bu durumdaki birçok ülkede emekli maaşı ile yaşayan yaşlı kesim, güvence altında olmasına rağmen fakirlikle karşı karşıyadır.
Görüldüğü gibi, ülkede her şeyin ülkeyi yönetenlerin çizdikleri pembe tablolardaki gibi pespembe olmadığı, uluslararası kurumların ülkeleri karşılaştırdığı raporlarına da yansımaktadır. Yani emeklilerin sefaletini sadece biz söylemiyoruz, uluslararası kurumların raporları da ortaya koyuyor. Kısacası, 19 yıldır bu ülkeyi yönetenlerin çizdikleri pembe tablolar gerçekleri yansıtmıyor!


Bu yazı 417 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
reklam
GAZETEMİZ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI