altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


VELİ BEYSÜLEN

facebook-paylas
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ, MÜCADELENİN YÜKSELDİĞİ GÜN OLSUN!
Tarih: 07-03-2021 11:39:00 Güncelleme: 07-03-2021 11:39:00


Yarın 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Her yıl 8 Mart’ta, devlet otoritesini elinde bulunduranların baskı, yasak ve engellemelerine inat, Türkiye’nin birçok kentinde on binlerce kadın sokağa çıkarak, yaşadıkları şiddet, sömürü, baskı ve zulme karşı seslerini yükseltmektedirler.

 

Peki, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedir? Nereden çıkmıştır?

 

Bundan tam 164 yıl önce, 8 Mart 1857 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde, çoğunluğu kadınlardan oluşan 40.000 dokuma işçisi, düşük ücretle, uzun süre ve sağlıksız şartlarla çalışmaya karşı birleşerek seslerini yükselttiler. Talepleri gayet net ve insaniydi. İşçiler çalışma sürelerinin kısaltılmasını, eşit işe eşit ücret ödenmesini, çalışma alanlarının sağlıklı olmasını talep ediyorlardı.  

 

İşverenlerle iş birliği yapan New York polisinin, greve çıkan işçilere saldırmasından dolayı, işçiler fabrikaya kapandılar ve kapıları kilitlediler. Polis ise fabrikanın etrafında barikat kurmak suretiyle işçilerin dışarıyla iletişimlerini kesti. Bu arada bilinmeyen bir nedenle fabrikada yangın çıktı ve çoğunluğu kadın 129 işçi hayatını kaybetti. Yangın sırasında polisin fabrikanın etrafına barikat kurması, yangın merdivenleri ile çıkış kapılarının kapalı olması bir katliam yaşanmasına yol açmıştı. İşçilerin cenaze törenine, yüz binin üzerinde işçi katılarak katliamı protesto etti.

 

İlk yıllarda, belli bir tarihte olmasa da işçiler her yıl ilkbaharda anma etkinlikleri düzenlediler. Ancak 26-27 Ağustos 1910 tarihlerinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde yapılan 2. Enternasyonal Kadınlar Toplantısı’nda (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisinde bulundu ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

 

Önceleri değişik tarihlerde kadınlar günü olarak kutlansa da 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) tarih olarak 8 Mart saptanırken, adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan bu gün, 1960'lı yıllardan itibaren başta ABD olmak üzere dünya genelinde salon toplantıları ve kadınların sokak protestolarıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.

 

Türkiye'de 8 Mart, ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlanan Emekçi Kadınlar Günü, kapalı mekânlardan sokaklara taşındı.

 

Türkiye de hiçbir dönem gerçek bir kadın erkek eşitliği sağlanamadığı gerçeği karşımızda duruyor olsa da, kabul etmek gerekir ki, hiçbir dönem kadın uluslararası sermaye politikalarının en has uygulayıcısı olan ve onun desteği ile iktidara gelmiş AKP dönemindeki kadar hırpalanmadı. Zira AKP iktidarında en çok kadını vuran toplumsal gericilik tırmandırıldı. Son zamanlarda, kadının korunmasını esas alan ve Türkiye’nin ilk imzacı devlet olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin, iktidarı destekleyen yapılar ile basında sıkça dillendirilmesinin yanı sıra, kadına yönelik ayrımcılığın Parlamento çatısı altına taşınması ve bir kadın olan AKP Grup Başkanvekilinin eril bir dille kadınları suçlaması da bu resmi tamamlıyor.   

 

Elbette tüm bu politik tercihlerin yansımasından dolayı, Türkiye’de kadına yönelik şiddet hayatımızın bir parçası olmuş durumda. Artık yazılı ve görsel basında kadına yönelik şiddet veya kadın cinayeti haberini her gün okuyor ve ekranlarda izliyoruz. Türkiye’de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkan bu sorunun aşılamamasının ve şiddetin gün geçtikçe artarak devam etmesinin en önemli nedeni, yönetim erkini elinde bulunduranların soruna bakış açılarıyla zaman zaman en tepeden yaptıkları kadınla erkeğin eşit olmadıkları yönündeki açıklamalarıdır. Bu açıklamalardan cesaret alan idare, kolluk ve yargı kadını ikinci sınıf insan olarak görmektedirler.  Bu nedenle, özellikle gelenekçi ve muhafazakâr AKP'nin iktidar olduğu 2002 yılından bu yana kadına yönelik şiddet hızla arttı. Kadını koruması gereken kolluk, olaya aile içi sorun veya kadının kusurlu olduğu önyargılı bakışıyla müdahale etmezken, yargı ise şiddete maruz kalan hatta cinayete kurban giden kadını suçlayacak kadar ileri gitmekte,suçlu erkeğe, tahrik altında kalarak suç işlediği ve mahkemedeki davranışlarına bakarak iyi hal indirimi gibi gerekçelerle ceza indirimleri uygulanmaktadır. Elbette bütün bunlar, içinde yetiştiği toplum yapısından dolayı şiddete yatkın olan erkeği cesaretlendirmektedir.

 

Kuşkusuz, kadına yönelik şiddet sadece Türkiye’nin sorunu değildir. Nitekim sayıları çok olmamakla birlikte, kadına şiddetle ilgili yapılan ulusal ve uluslararası çalışmalar şiddetin evrensel bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Kadına şiddet, başta Ortadoğu, dünyanın gelişmemiş ülkelerinde ağırlıklı olmak üzere, dünyanın bütün ülkelerinde az ya da çok varlığını sürdürmekte ve din, dil, ırk farkı olmaksızın uygulanan en yaygın şiddet biçimi olarak öne çıkmaktadır.Türkiye için kısa bir örnek verirsek, 2014 yılında yapılan bir araştırmaya göre ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı %36’dır. Bu oran 2008 araştırmasında %39’dur. Ancak kadına şiddeti sadece fiziksel şiddetle sınırlı görmek, kadınların maruz kaldığı cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddeti görmemek ve bunların arka planındaki zihniyeti sorgulamamaktır.

 

Tüm bunlara karşı çıkmak, sadece kadınların değil, tüm toplumun hatta bütün insanlığın kaçınılmaz görevidir. Kadına yönelik şiddet ve bireylerin şiddet eğilimleri, genel olarak bütün toplumla ilgili bir meseledir.

 

Yukarıda belirttiğim gibi, AKP 1980’lerden bu yana uygulanmakta olan yeni liberal ekonomik programın en has uygulayıcısıdır. Bu özelliği ile kamu kurum ve kuruluşlarını, özelleştirme adı altında yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çeken iktidar, ülkeyi ucuz emek cenneti halline getirmek içinde elinden geleninin azamisini yaptı, yapmaya da devam ediyor. Zira AKP’nin 19 yıllık iktidarında, emekçilerin hakları budandı, sömürü katmerlendi, işsizlik kanıksandı. Yeni Türkiye’de, bir yandan sermayenin sömürü çarkı acımasızca işletilirken, diğer yandan ülke “Siyasal İslamcılığın” dayattığı kurallarla şekillendirilmekte. Bu tabloda kadına biçilen rol, eve geri dönmek, çok çocuk doğurmak, çocuk ve yaşlı bakımını üstlenmek, ev işlerini yapmak, bütün bunların yanı sıra, aile bütçesine katkıda bulunmak üzere, uzaktan çalışma, parça başı iş yapma gibi kuralsız esnek çalışma modelleriyle ucuz işgücü olarak sermayenin sınırsız sömürüsüne terk edilmektir.

 

Şimdi 8 Mart 1857 tarihinde insanca yaşamak için mücadele ederken, sermayenin azgın saldırısının yol açtığı yangında hayatını kaybeden kadınlara saygı için ayağa kalkmanın ve onların başlattığı mücadele bayrağını yükseğe taşımanın zamanıdır. 8 Mart, kadınların emeklerinin karşılığını aldıkları, eşitliğin, özgürlüğün, barışın hâkim olduğu, aile içi ve toplumsal şiddetin ortadan kalktığı, tecavüzün, tacizin, kadın cinayetlerinin olmadığı bir ülke ve dünyaya ulaşma mücadelesinin yükseldiği bir gün olsun diyorum!

 

YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!



Bu yazı 2114 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
reklam
GAZETEMİZ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI