Bugun...


VELİ BAYSÜLEN

facebook-paylas
ELE GEÇİREMEDİYSEN PARÇALA TAKTİĞİ!
Tarih: 28-06-2020 12:32:00 Güncelleme: 28-06-2020 12:32:00


İktidar, avukatların konum ve statüsü ile avukatlık meslek örgütlerinin oluşum ve işleyişini esaslı şekilde değiştirecek şekilde, Avukatlık Kanunu değişikliği hazırlıkları yapmaktadır. Esas itibariyle, Avukatların meslek örgütü Barolar ile Baroların üst örgütü Barolar Birliğinin, yapısı ile seçim usullerini değiştirmek ve özellikle dava açabilme yetkilerini ortadan kaldırmak olan değişiklik hazırlığı Türkiye'nin gündemine oturmuş bulunuyor. Zira 18 yıldır ülkeyi yöneten AKP, demokrasilerde bulunan kuvvetler ayrılığı ilkesini yok etmiş ve Yargı Basımsızlığını ortadan kaldırmış bulunuyor. Ancak iktidar, devlet memuru olan, yargının iki önemli unsuru iddia ile yargılama makamlarını yaptığı atamalarla ele geçirmiş ise de yargının üçüncü önemli unsuru savunmayı ele geçirememekten oldukça rahatsız.

Çünkü savunma yani Avukatlık serbest meslek olduğundan müdahale edemiyor. Nitekim 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 1. Maddesi "Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir" der. Aynı maddeye 2/5/2001-4667 kanunla eklenen fıkrada, "Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder." Denmektedir. Yasanın bu maddesinden de görüleceği gibi, Avukatlık yani savunma yürütmeden bağımsızdır. Bugün yargının tektipleştirildiğini ve iktidarın, muhaliflerini raptu zapt altına alma aracına dönüştürüldüğünü düşündüğümüzde savunmanın bağımsızlığı çok daha fazla önem arzetmektedir.

Ülke de bütün kurumların iktidarın Güdümüne girdiği, ülkenin zor ve kritik günlerden  geçtiği, Yargı bağımsızlığının mumla aranır olduğu bu süreçte, yargının kurucu üç unsurundan birini oluşturan savunmanın, yani Avukatlar ile onların meslek örgütü Baroların ve üst örgütü Türkiye Barolar Birliğinin varlığı ile bağımsızlığının önemi daha da artmış ve bağımsız savunma adalete erişimde umut bağlanan tek unsur haline gelmiştir.

Öylesine bir gözü kararmışlık sergileniyor ki, Avukatlık Kanununun özellikle mesleki örgütlenme ile meslek örgütü Baroların kurulması ve yetkilerine dair hükümler de yapılmak istenen değişiklikleri içeren taslak, Baroların, bırakın baroları, Barolar Birliği yönetiminden bazı üyelerden habersizce hazırlanıyor. Nitekim Türkiye Barolar Birliğinin 4 Yönetim Kurulu Üyesi yaptıkları açıklamada değişiklik taslağını Birlik Başkanının televizyon açıklaması ile sosyal medya paylaşımlarından öğrendiklerini belirtmişlerdir.

Değişiklik, avukatlık hizmetinin kamusal niteliğini ortadan kaldırarak, savunma mesleğini sıradan bir meslek haline getirmeyi amaçlamaktadır. Nitekim kamu görevi çerçevesinde Türkiye Barolar Birliği ve Barolara, yasayla tanınmış olan, insan hakları ihlalleri, çevre tahribatı, hukukun üstünlüğünün zedelenmesi gibi durumlarda kamu yararını gözeten davalar açma, açılmış davalara müdahil olma hak ve yetkisi ortadan kaldırılmak isteniyor.

Peki Avukatlık hizmetinin kamusal niteliği gereği önceki yasada tanınmış olan böylesine önemli bir hak neden kaldırılmak istenir? Bu soruya net cevap verebilmek için Baroların son yıllarda açtıkları ve müdahil oldukları davalara bakmakta yarar var.

İştebörnekler:
* Tüm karşı çıkışlara rağmen, İstanbul'a yapmak istedikleri Kanal İstanbul projesinin iptali için, 14 Baro dava açtı.
* işçilerin kölelik düzeninde çalıştırılması ve gerekli işgüvenliği tedbirlerinin alınmamasından dolayı Soma'da meydana gelen işcinayetinde hayatını kaybeden 301 madencinin hakkını savunmak üzere, başta Manisa Barosu 7 Baro davaya müdahil oldu.
* Diyanet İşleri Başkanının, bilimsel hiçbir açıklama yokken, Dünya'yı etkisine almış olup, yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan, Covit 19 salgınını eşcinseller ile evlilik dışı ilişkilere bağlayan açıklamasına karşı Ankara ve İzmir Baroları Diyanet İşleri Başkanının, halkın bir kesimini aşağılayıcı ve kitlelere hedef gösterdiğini belirten açıklama yaptılar ve hakkında suç duyurusunda bulundular.
* Adana Aladağ'da tarikat yurdunda çıkan yangında 11 kız çocuğunun hayatını kaybetmesi olayının üzeri kapatılmak istense de, Adana, Aydın, Bursa, Diyarbakır ve İzmir baroları davaya müdahil oldular.
* Ensar Vakfı yurdunda 10 yaşındaki çocuklara tecavüz edilmesinin üstü, zamanın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının "bir kereden birşey olmaz" açıklaması ile kapatılmak istenirken, 30'dan fazla Baro müdahil oldu. 
* Barolar, sınır tanımayan doğa tahribatı ile ülke kaynaklarının peşkeş çekilmesine de sessiz kalımıyorlar. Örneğin; Doğa harikaları olan, Salda Gölünün Millet Bahçesi yapılacak bahanesiyle, TOKİ'ye, Türkiye'nin, akciğerleri Kazdağlarının Altın çıkarmak için Kanadalı Şirkete, Cerrahtepe'nin yandaş Cengiz holdinge peşkes çekilmesine karşı davalar açtılar.
* Birçok ülkenin yenilerini kurmadığı, eskilerini ise kapatacağı Nükleer Enerji Santralının yapımının durdurulması için, 30'dan fazla Baro dava açtı ve müdahil oldu.
* Kadın cinayetlerinin rekor seviyeye ulaştığı Türkiye'de, cinayeti işleyen erkek değil de öldürülen kadın suçluymuşcasına, cinayeti işleyenlerin inanılmaz gerekçelerle hafif cezalara çaptırılmalarına sessiz kalmayan Barolar, bu davalara müdahil oluyorlar. Örneğin, 10 yaşındaki kızının gözü önünde bıçaklanarak öldürülen, Emine Bulut davasında Erzurum Barosu müdahil olurken, başka kadın cinayetlerinde de başka Barolar müdahil oluyorlar.
Kısacası, Barolar Türkiye'de adaletin yerini bulması için, toplumun vicdanını rahatlatma sorumluluğunu üstlenmiş durumdalar. Sanıyorum tüm bu örnekler Baroların dava açma yetkilerinin ortadan kaldırılmak istenmesinin nedeninin net bir şekilde anlaşılması için yeterde artar.

Elbette yapılmak istenen değişiklikle, sadece Baroların kamu adına dava açma veya açılmış davalara müdahil olma yetkileri kaldırılmıyor. Baro kuruluş esasları, organ seçimlerinde uygulanan yöntem ile temsil ve delegelik sistemide değiştirilmek isteniyor.

Baro organlarının seçiminde, getirilmek istenen “nisbi temsil” sistemiyle, bireysel adaylık ortadan kalkıyor, bunun yerine gruplar halinde aday olma yöntemi getiriliyor ve her gruba aldığı oy oranında yönetimde temsil hakkı tanınmak isteniyor. Böylece seçilme yeterliliğinin altında oy alan gruplara yönetimde temsilci bulundurma hakkı  hedefleniyor. Bu değişiklik, her bir baro içinde, siyasi düşünce, tarikat/cemaat, etnik köken, hemşericilik, mezhep farklılığı gibi temeller üzerinden gruplaşmalara meşruluk kazandıracak ve Baro içinde çatışmalara yol açacaktır. Halbuki Mevcut Kanunda adaylıklar bireysel olup, kanunun aradığı yeterliliğe sahip her avukat bireysel olarak, istediği organ üyeliğine aday olabiliyor. Elbette uygulamada, bireyler biraraya gelerek, ortak liste halinde seçime girebilmektedirler. Ancak oy sayımında adayın ortak hareket ettiği liste gözönüne alınmadan, her organ için, aday olanlar arasından, en çok oy alan kişiler organ üyeliğine seçilmektedirler. Getirilmek istenen sistemle gruplaşmalara resmiyet kazandırılmaktadır.

5000'nin üzerinde Avukatın bulunduğu kentlerde birden fazla Baro kurulmasının hedeflenmesi, savunmaya darbe vurmaktır. Zira bu değişiklikle, iktidar ele geçiremediği büyük kent Barolarının gücünü kırmak için, bu kentlerde kendi yandaşlarının ayrı Baro kurmalarını sağlayarak, savunmayı parçalamayı hedefliyor. Bu değişikliğin önemli bir amacıda Avukat mevcudu çok olan baroların oy oranlarını düşürmektir. Zira getirilmek istenen değişiklikle, üye sayısı 30 olan bir baro TBB Genel Kuruluna 3 delege  gönderirken, üye sayısı 2.000 olan bir baro ise 4 delege gönderecektir.

Gerek Baro seçimine getirilecek olan nispi temsil sisteminin yol açacağı gruplaşma, gerekse aynı ilde birden fazla Baronun kurulması, savunmayı parçalayarak, dağılmasına ve etkisizleşmesine, en vahimi ise yurttaşın davasını hangi hizipten, hangi eğilimden avukata verirse kazanma şansının olacağını sorgulamasına yol açacaktır. 

Görüldüğü gibi, büyük gürültü koparan ve Baro Başkanlarının, Adalet arayışı için, Ankara'ya yürümelerine neden olan Avukatlık kanununda yapılmak istenen değişiklikle Yargının iki unsuru İddia ile yargılamanın yandaşlaştığı ve adalete güvenin sıfırlandığı bir süreçte hukukun ayakta kalmış tek unsuru ele geçirilemiyorsa parçalanmak isteniyor.
 



Bu yazı 609 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI