altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


M.HALİL BÜYÜKIŞIKLAR

facebook-paylas
BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ
Tarih: 30-03-2021 12:10:00 Güncelleme: 30-03-2021 12:10:00


“Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman için uzak diyarlarda çok ama çok güzel bir ülkede kıymet bilmeyen bir halk yaşarmış. Bu ülkenin birde kendini çok akıllı sanan Sultanı varmış. Sultan şatafatlı sarayında, lüks faytonlarda, ejder meyveli yemek masalarında halkından bihaber yaşarmış. Kendisine ve saraya ahalisine yakın olanlara geçiş garantili köprüler, yollar ve müşteri garantili hanlar, hamamlar verirmiş. Gel zaman git zaman bu güzel ülkenin kurucularının ve halkının yaptığı her şeyi satmış. Yetmemiş tabii ki masraflara gitmiş birde diğer ülkelerde ki tüccarlardan yüksek faizli borçlar almış. Oğlunu, kızını, eşini, dostunu ve onların çocuklarını yüksek mevki ve makamlara yerleştirmiş. Yüksek yüksek maaşlar vermiş. Kendisi ile ters düşen tartışan olduğu zaman hemen bir gece yarısı görevden alıverirmiş. Yıllar yılları kovalamış bu güzel ülkenin hazinesi tam takı kuru bakır kalmış. Sultan eyvah ne yapacağım diye düşünürken tüm dünya da çok yayılan bir salgın hastalık baş göstermiş. Sultan, halkı evlere kapatın kimse benden izinsiz sokağa çıkmasın. Eğer çıkan olursa da 10 altın ceza kesin demiş. Derdi halkın sağlığı falan değilmiş. Boşalan hazine için bu fırsatı değerlendirmiş. Şatafatlı sarayında tebaası ile toplantılar, yemekler düzenlemiş. Sonrada hastalık artınca ah bu halk beni dinlemiyor diye halkını suçlamış. Halkın artık canına tak etmiş. Esnaf iş yapamıyormuş. İşçi köylü çalışamıyor yada çalışabildiği kadarını hakkı ile satamıyormuş…… “

Bu masalımız burada bitmedi arkadaşlar. Devamını siz söyleyin zaten bu masalı hepiniz biliyorsunuz. Masal gibi ülke olduk değil mi? Düşünsenize onlar için yasakların bir önemi var mı? Olmaz neden olsun zaten bir çokları müşteri ve ödeme garantili işler aldılar. Çalışmasalar bile hesaplarına paralar yatıyor. Evlerinde mis gibi dinleniyorlar. Lakin küçük esnaf, işçi, emekli öylemi? Değil tabii ki yıllarca çalışıp çabalayan amcalarımız, teyzelerimiz resmen hapis hayatı yaşıyorlar. 65 yaş üstü artık fotosentez ile yaşıyor. 65 yaş üstü dedim de aklıma geldi bu kongrelerde boy gösteren AKP’li siyasilerin kaçı 65 yaş üstüdür sizce? Onlar şerbetli bulaşmıyormuş. Alay mı ediyorsunuz halkla? Böyle bir yönetim şekli olmaz. Böyle bir zihniyet olmaz. Yazıktır günahtır. Herkesin vebalini ahını alıyorsunuz. İnsanlar psikolojik olarak çöktü resmen. Sağlıklı olanlarında ruh sağlığı bozuldu sizin yüzünüzden. Halkın yüzüne baka baka kongreler, toplantılar yaptınız. Belediyeleriniz çay, kek partileri düzenledi. Şimdi çıkmışsınız hastalık arttı diyorsunuz. Emin olun kimse kanmıyor artık. Bu işin hesabını bu halk size elbet sorar. Sorar da iş işten geçmiş olur. Her 20-25 yılda bir sizin zihniyetlerinizin batırdığı gibi ülke batar. Sonra bir halk çocuğu ülkesini ayağa kaldırmak için başa geldiğinde sizin zihniyetinizde birileri yine din, iman, türban, namus gibi halkı gaza getirecek yalanlar ile bir şekilde başa geçer bir 25 yılda daha kesesini doldurur ülkesini batırır. Senaryo hep aynı 1949’da geldiniz. 25 senede ilk dış borçtan tutun da her türlü konuda ülkeyi batırdınız. 1983’de geldiniz IMF’e borç, faiz lobisi, serbest piyasa derken enflasyon canavarını hortlattınız. 2003’de geldiniz halkımızın ve ülkenin hali ortada. Neyse sıkıyoruz dişimizi 20 yıl olmasına az kaldı. Gidicisiniz



Bu yazı 1584 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
reklam
GAZETEMİZ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI