Bugun...


M.HALİL BÜYÜKIŞIKLAR

facebook-paylas
1950 LER DEN GÜNÜMÜZE SİYASET
Tarih: 15-09-2020 22:23:00 Güncelleme: 15-09-2020 22:23:00


Geçmişten günümüze aslında senaryolar hep aynı. 1950’den başlayarak devam ediyor. 1950’de Demokrat Parti ile Menderes Hükümetleri başlıyor. Neler olmuş, bilmeyen genç kardeşlerimizde öğrensin. Menderes Başbakan olduktan sonra, Devlet hızla borçlanmaya başlıyor. Tek partili dönemde siyasi ikballeri için kullandıkları din elden gidiyor sözlerini ispatlamak adına Türkiye’nin uluslararası politikaları ve antlaşmaları göz ardı edilerek ciddi bir LAİKLİK sorunu yaşanıyor. O güne kadar birlikte yaşamış olan halkın içine nifak tohumları ekilmeye başlıyor. 100’den fazla kilise ve benzeri yapı Camiye çevriliyor. Saltanatın iktidar dâhilinde hat safhada olduğu bu dönemde aslında halk nezdinde çokta değişen bir şey yok. Bu durum gittikçe Devletin DIŞ BORÇ yükünü artırıyor. Marshall Planı II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konmuş ABD kaynaklı, antikomünist hedefleri olan bir ekonomik yardım paketidir. 16 ülke, bu plan uyarınca ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. Türkiye’de bu 16 ülke içerisinde yer almıştır. Ekonomik olarak daha çok borçlanan Türkiye’nin birde komşuları ile olan ilişkileri gittikçe gerginleşiyor. Yunanistan ve Rumlar Kıbrıs meselesini tırmandırmaya devam ediyor. Bu hesapsız iç ve dış politikalar sonunda “Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü” gerekçelerini ileri sürerek 27 Mayıs 1960’ta Türkiye’de Partiler Üstü Askeri Hükümet DARBESİ yaşanıyor.

İkinci kaotik dönem ise 20 Şubat 1965’te darbeden 5 yıl sonra tek başına iktidara gelen ve Demokrat Parti’nin Yedek Takımı adı ile anılan Adalet Partisi döneminde başlıyor. Ekonomik olarak ciddi borçlanmış Türkiye Cumhuriyetinin başına 1980 yılına kadar hangi hükümetler gelirse gelsin bir türlü Marshall Planını bozmaya güçleri yetmiyor. Dışa bağımlılığı üst seviyede olan ülkemiz kaotik ve sıkıntılı günlerini atlatamıyor. Tamda bu süreçte 26 Ocak 1974’de başa gelen, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milli Selamet Partisi koalisyon hükümetinin Mustafa Bülent Ecevit Başbakanlığında gerçekleştirdiği 20 Temmuz - 18 Ağustos 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı başta Yunanistan olmak üzere tüm emperyalistleri harekete geçiriyor. Ecevit Hükümetine yönelik Amerikan Ambargosu başlıyor. Hani şu sürekli bizimle “MÜTTEFİK” olduğunu iddia eden Amerika! Bu dönemden sonra SSCB ve Bulgaristan gibi komşu ülkeler ile ikili ilişkiler geliştirilmek istense de, NATO Ülkesi olmamız nedeni ile Komünist devletler ile işbirlikçilik suçlaması ve Avrupa Ekonomik Topluluğundan çıkartılma tehdidi ile baskılar artırılıyor. Karmaşık bu dış politikalar neticesinde ülke içerisinde ki TERÖRİST unsurlar desteklenmeye ve Türkiye’nin bütünlüğünün ayrıştırılması sürecine hız veriliyor. Kardeş Kardeşin üstüne saldırtılıyor. Çokta

uzatmayalım. Tarihler 12 Eylül 1980’i gösterdiğinde ise ikinci aynı senaryo gerçekleştiriliyor. Askeri DARBE yapılıyor.

Anlatmaya çalıştığım şu ki ne zaman bu millet birlik beraberlik içerisinde kendi iç meselelerini çözmeye kalksa mutlaka birileri bu güzel ülkenin ayarları ile oynuyor. Şunu kimse yanlış anlamasın. Yapılan politikalar asla tümü ile doğrudur demiyorum. Gerek geçmiş hükümetlerde, gerekse bugün ki hükümette doğru ve yanlış yapılan birçok politika mevcuttur. Lakin önemli olan kısmı her daim milli birlik ve bütünlüğümüze aynı noktadan saldırılması sizce de ilginç değil midir? Bugün yine mavi vatan ve yavru vatan Kıbrıs meseleleri kurcalanmaktadır. ABD seçimleri öncesi adaylardan bazıları Türkiye Cumhuriyetinin seçimlerine müdahil olmak vaatleri içerisindedir. Bizler kendi kaderimizi kendimiz belirleyebilecek kadar Demokrat, Laik ve Ulusalcı olmadıkça bu haddini bilmez emperyalistler (Dikkat ederseniz tarihte ve günümüzde hep aynı Devletler) bizim iç siyasetimize müdahil olma gayret ve gafletinden vazgeçmeyecekler. Mevcut Hükümeti herhangi bir emperyalizmin müdahilliği olmadan değiştirmek sadece YÜCE TÜRK halkının seçimindedir. Burada dikkat etmesi gereken kişiler ise bu adil seçim ortamını sağlamak ve emperyalistlerin oyununa gelmemesi gerekenlerdir. %10 barajının kaldırılması ve seçimlerde halkın hür ve tam iradesinin Türkiye Büyük Millet Meclisine yansıması önemlidir. Aksi takdirde oynanan oyunu görmek için özel bir kabiliyete ihtiyaç yoktur. Senaryo aynıdır. Müdahil Emperyalist güçler aynıdır. TBMM’de halkın tamamının temsili bu senaryoyu bozacak tek çaredir. Bizler vatanını, bayrağını ve birbirini seven insanlarız. Ayrı politik pencerelerden bakıyor olsak bile tek derdimiz Devletimizin bekası ve devamlılığıdır. Saygılarımla

Mustafa Halil Büyükışıklar

DSP İNEGÖİ İLÇE BAŞKANI



Bu yazı 2443 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI