Bugun...


KEMAL CANKAYA

facebook-paylas
Kemal CANKAYA yazdı Neden savaşa hayır!!
Tarih: 27-10-2019 17:05:00 Güncelleme: 27-10-2019 17:05:00


Emperyalizm, Ortadoğu’da iktidara taşıdığı diktatörlüklerin bir süre sonra kendisine karşı sorumlulukları yerine getirmeyip ayak diretmesini hiçbir şekilde cezasız bırakmıyor.

Bir yandan beslediği faşist diktatörlerle ülke halklarına zulüm ederken, diğer taraftan o ülkeler içerisinde besleme cihatçılar ile demokrasi getirme vaatleri ile halkları ayaklandırarak iç savaş sürecinde işgal ediyor.

Demokrasi özgürlük çığlıkları atan ezilenler, çaresizlik içerisinde sonu nereye varacağı bilinmez bir savaşın içerisinde kendilerini buluyorlar.

Petrol zengini olan Arap emirleri, prensleri, şeyhleri zengin soylular, savaştan etkilenmiyorlar.

Onlar Amerika’da, Avrupa’da şatafatlı yaşamlarına devam ediyorlar.

Ortadoğu’da yaşanan bu savaşların kazanan, emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileri, katil diktatörler, hain petrol zenginleri oluyor.

Kaybedenler ise, tarihler boyu olduğu gibi, yaşadıkları zulmü tanrısal bir kader olarak gören zavallı yoksul halklar.

Sonucunda bir diktatör gidiyor, yerine yeni bir diktatör iktidara oturuyor.

Bunun açık örneği olarak  Mısır karşımızda duruyor!

18 Aralık 2010 ‘da Tunus’ta başlayan Arap Baharı, zaman içerisinde Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün, Yemen’i ölüm kasırgası olarak girdabına aldı.

Emperyalizm açık işgalin kendisine çok büyük maliyeti olacağı hesaplarını yaptığında, o ülkelerde bulunan işbirlikçi selefi cihatçı terör örgütlerini, dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan psikopat lejyonerleri kullanarak, katliamlar yaptırılarak, demokrasi beklentisi içinde olan halklar köleleştiriliyor.

Malumunuz, her ne kadar sıcak bir savaşın içerisinde olmasak da savaşın psikolojik baskısını derinliklerimizde duyumsuyoruz.

Biz Türkiye olarak dahili olmamamız gerek bir savaşın dahili konumuna getirildik.

Her ne kadar şartlar, koşullar gerekçesi ortaya atılsa da savaş bataklığının içerisine girmemiz planlı proje dahilindedir.

Büyük Ortadoğu Projesinde etkin yetkili bir güç hayali içerisine giren AK Parti iktidarı, komşumuz olan ülkelerle sıfır sorunlu olan dış politikamızı, BOP hayali ile tüm dünyada sorunlu hale dönüştürdü.

Suriye ile başlayan kardeşlik, kısa zaman içerisinde düşmanlığa dönüştü.

Kardeşim Esat cani katil Eset oldu.

AK Parti iktidarı hangi ülkeye kardeş dediyse bir süre sonra akıbetleri hiç iyi olmadı.

Kimse kendini kandırmasın, Suriye’ye yapılan operasyonlar ABD emperyalizminin planları ölçüsünde oluyor.

Sosyal medyada yapılan paylaşımlara baktığımda bilgisi olan, olmayan herkes Trump’a atar gider yapıyor.

O atarları giderleri İngilizceye çevirip okuyorlarsa, bir yerleri ile ucuz kahramanlara gülüyorlardır!

Buzdağının görünen kısmına bakarak kahramanlık nidaları atanlar, bir süre sonra gerçeği gördüklerinde en ağır yıkıma uğrayacaklar!

Türkiye’nin Suriye’ye girmesinin gerekçesi,sınırlarımızda güvenli bir bölge oluşturmak için PYD/ PKK terör örgütüne karşı operasyon yapmak.

Suriye iç savaşı sürecini bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirelim.

Hala hafızanızdan silinmediyse bilgi tazelemesi yapalım;

Terör örgütü lideri olarak tanıdığımız Salih Müslim 2014 yılında başlamak üzere Türkiye’ye defa kez geldi.

Müslim bir devlet yetkilisi gibi devlet erkanı ve istihbaratla görüşmeler yaptı, bu görüşmelerin içeriğinde Suriye yönetimine karşı savaşmak konusunda anlaşma vardı.

Sonrasında ne oldu?

Yapılan pazarlıklardan bir uzlaşma çıkmadı.

Dahası da var;

Hatırlarsınız, 29 Ekim 2014’de PYD’li  peşmergeler Türkiye’den Suriye’ye büyük bir  show ile geçiş yaptılar.

Kebap, lahmacun, çiğ köfte ziyafetinin ardından, biji Obama, biji Apo nidaları eşliğinde silahları ile birlikte merasimle sınırımızdan geçtiler…

Ne olduysa oldu, Salih Müslim ve PYD, terör örgütü olarak listemizde yerini aldı.

Daha önce bu örgüt özgürlük savaşçısı olduğu için mi sınırlarımızdan törenle Suriye’ye gönderdik!

Çıkarımlar uğruna terör örgütleri ile devlet nezdinde görüşmeler yapmak nasıl bir dış politika, anlamak oldukça zor.

Ne tarafa baksak, nereyi irdelesek arkasında Amerika var.

Bir yandan Kürtlerin hamisi diğer tarafta Türkiye müttefiki, tazı ile tavşanı yarıştırır gibi, Türkiye ile terör örgütlerini yarıştırıyor.

Kanlı savaşlarda en karlı silah kartelleri çıkıyor.

Bir yandan ayrılıkçı selefi cihatçı örgütlere silah, diğer taraftan PYD/ PKK’ya yüzlerce tır silah ve mühimmat sevkıyatı yapılıyor.

Bir yandan da Türkiye’ye aba altından sopa gösterip tehdit etmeler, daha komik olanı can ciğer kuzu sarması kırk yıllık dost teraneleri ile insanların akılları ile dalga geçiliyor.

Tarihsel sürece baktığımızda, ABD ve Avrupa kapitalizmi hiçbir zaman bizim dostumuz olmadılar.

Keza Ortadoğu, Afrika tarihler boyunca haydut emperyalist devletler tarafında talan edilip, halklarına zulüm uygulanmıştır.

Sömürgeci vahşi politikalar, projeler işbirlikçi gücü elinde bulunduran egemen sınıflar tarafından takır takır işliyor.

Bu haydutlardan kurtulmanın tek çaresi  mazlum ezilen halkların birleşmesi, emperyalizme karşı özgürlük mücadelesi vermesidir…

Sosyal medya üzerinde bir paylaşım yapan akademisyen Can Ulusoy, “Savaşa Hayır” diyenleri riyakarlıkla suçlama gibi bir talihsizlikte bulunuyor.

Ulusoy’un paylaşımını noktasına virgülüne dokunmadan okuyucularımızın yorumuna bırakıyorum.

“ Şu dünyada en riyakâr söz hiç şüphesiz “savaşa hayır”. Üstelik bunu söyleyenlerin siyasi serencamında pasifist mücadele geçmişi yok. Ağızlarından savaş, kavga, gerilla v.s. düşürmeyenler. ABD binlerce tır silahı o bir türlü zarar görmesine kıyamadığınız PKK’ya barış güvercini uçursun diye mi yolluyor? Türk Ordusu bölgenin kadim medeniyet kuvvetleriyle beraber zafer kazanacak. Barış denildiğinde otomatik olarak haklı zeminde olduğunu sananlar milli mücadele yıllarında “barış” diyenlerin kimler olduklarına bir kez daha baksınlar derim. Ordumuza Hak’tan muzafferiyet niyaz ederim, ABD enstrümanı olmaya kalkanlar da inşallah ordumuza kurşun sıkmak yerine emperyalist işbirlikçisi yaftasını boyunlarına asmak utancını reddederler ve silahlarını teslim etmeyi kabul ederler. “

Sevgili Can kardeşim PKK terör örgütü ile Diyarbakır’da barış güvercini uçuranları, Şivan Perwer, İbrahim Tatlıses ile megri megri türküsü söyleyenleri çabuk unutmuşsun!

Bir de şunu unutma ki bu ülkede  “Tam Bağımsız Türkiye”, yanke go home diyerek Dolmabahçe’de  Amerikan askerlerini denize döken kuşağın devamı  olan 78 kuşağının bir bireyi olarak her türlü savaşa, teröre hayır diyorum.

Bu ülkede savaş çığırtkanlığı yapan işbirlikçilerin yancısı olmanın da tarihi bir riyakarlık olduğunun altını çizeyim!

Yukarıda yazdığım nedenlerle SAVAŞA HAYIR DİYORUM…



Bu yazı 772 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI