Bugun...


HİDAYET SEVİNÇ

facebook-paylas
ÜÇ ABDULLAH
Tarih: 21-11-2020 04:13:00 Güncelleme: 21-11-2020 04:13:00


“Abdullah”, Allaha iman eden, onun yolundan yürüyen, “Allahın Kulu” anlamına gelen bir isimdir.
“Abdullah” adını alan her âdemoğlu, elbette ki isminin anlamını biliyor ve ona göre davranıyor olamaz. Ne Abdullah’lar tanıdım hepsi birer âlimdiler, ne Abdullah’lar gördüm hepsi birer zalimdiler! 
Ömrü boyunca başkasının gölgesi altında yaşayan yeri ve zamanı geldiğinde, kendisini taşıyan adama ihanet eden Abdullah’lar gördüm. 
Adına layık olmayanları gördüm. 
Tıpkı, her “Erdoğan” adını alanın “Er” olmadığı gibi!
Tıpkı, “Devlet” adını taşıyıp, kendi devletine ihanet edenler gibi! 
Önemli olan, kişinin taşıdığı adının değerini bilmesi ve ona göre yaşamasıdır. 
Bu yüzden yeni doğan çocuklarımızın kulağına okunan ezanla ismini veririz ve “ismiyle yaşasın” diye temenni ederiz.

Bugün size üç Abdullah’ı anlatmak istiyorum; Bakalım ismiyle yaşayan var mı?
2. ABDULLAH Ürdün Kralı;
 Ülkemize gelen Kral Abdullah, Anıtkabire giderek Atatürk’ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunmuştu. Saygı duruşu sırasında Abdullah’ın gözlerinden yaşlar dökülmüştü!
Saygıdan, sevgiden, özlemden ve o’nu geç anlamış olmaktan kaynaklanan gözyaşları! Abdullah’ın, ülkesinde şimdi yapmaya çalıştığını, 100 yıl önce gerçekleştirmiş, fakat “Kral” olmayı değil, Cumhuriyeti seçmiş, milletine kendi kendini yönetmeyi armağan etmiş, milletine güvenen dünya çapındaki bir devlet adamına duyulan saygının sonucu dökülen gözyaşları idi onlar.

ABDULLAH GÜL, 11. Türkiye Cumhurbaşkanı;
T.C Devletinin ilk Cumhurbaşkanı Atatürk’ün koltuğunda oturmuş olan olan Abdullah Gül, 11. Cumhurbaşkanıdır. 
Kendisinin Cumhuriyet-Lâiklik-Hukuk Devleti ve Atatürk hakkındaki değişmez görüşlerini, Suudi Arabistan’dan gelip Refah Partisine girdiği günden beri bilmekteyiz.
Abdullah Gül, “Atatürk” kelimesini kullanmaz. Kaçacak noktası kalmaz ve çaresizse, yarım ağızla “Gazi Mustafa Kemal” der. Sanki asker arkadaşından bahsediyor gibi!
Abdullah Gül, Dünyanın saygıyla andığı Büyük Önder Atatürk’ün Türk Milletine armağan ettiği, bir arada yaşamamızın çimentosu olan 
“Ne Mutlu Türküm Diyene” deyişini “İlkellik” olarak görür. 
Eline geçen her fırsatta, bu deyişi görüntü kirliliği yapıyor diye, sildirir!
El’in Abdullah’ı Atatürk’ün huzurunda gözyaşı döker, bizim Abdullah kendi milletinin atasının deyişlerini sildirir!

ABDULLAH Bebek Katili-Uyuşturucu Baronu;
Gerçek adı Artin Agopyan’dır. Bu sonradan olma Abdullah, ekmeğini yediği-suyunu içtiği-okulunda okuduğu vatanına ihanet etmiştir. 
Marksist-Leninist bir örgüt (PKK) kurarak on binlerce gencimizin ölümüne, on binlerce insanımızın sakat kalmasına, milyarlarca dolarlık ekonomik kaynağımızın kaybına sebep olmuş, uyuşturucu kaçakçısı ve yabancı istihbarat örgütlerinin maşası olmuş bir katildir. Dağa kaçırttığı Kürt kızlarını “Yoğunlaştırma Evi” denilen yerlerde tecavüz ederek özgürleştirdiğini söyleyecek, kundaktaki bebeler için ölüm emri verecek kadar sapık fikirlidir.

Mısır’da Mehmet Ali Paşa’nın “Hıdiv” olduğu zamanlar. Kahire sokaklarında dolaşan Bektaşi’nin önünden, çok güzel bir atın üstünde pırıl-pırıl kıyafetler giymiş altın kabzalı kılıç taşıyan biri kasıntıyla geçer. Bektaşi hayranlıkla izler ve oranın esnafından birine sorar; Kim bu?
“Mehmet Ali Paşanın kullarından biri” der, adam.
Bektaşi kafasını göğe doğru kaldırır ve yüksek sesle; “Ey Büyük Allah’ım. 
Bir Mehmet Ali Paşanın kuluna bak, bir de senin kulun olan bu garibanın haline bak
.”

Ey Büyük Türk Milleti;
Bir elalemin Abdullah’ına bak, bir de bizim malımız Abdullah’lara bak! 



Bu yazı 79 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

DİGİTAL GAZETEMİZİ BEĞENİYORMUSUNUZ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI